Booking.com

SEVGİYİ GÖSTERMEK


Sevgiyi Göstermek de Önemlidir, Sadece Hissetmek Değil

Kendimiz için istediğimiz sevgiyi başkalarına da göstermemiz önemlidir. Eğer birisine değer veriyorsanız bunu göstermek ve onu mutlu etmek için elinizden gelen her şeyi yapmalısınız.

Eminiz ki hayatınızın bu noktasında, birisini sevdiğinizi hissetmek ile o kişiye sevginizi göstermenin aynı şey olmadığını çok iyi biliyorsunuz.

Bazı insanlar sevgilerini nasıl göstereceklerini bilmezler; sevgiyi ve tutkuyu hissetseler bile bunu göstermek konusunda beceriksizdirler. Ya da daha da kötüsü, yanlış bir şekilde sevgilerini gösterirler.

Kendi hisleriniz her zaman günlük hayatınızda karşılığını bulmaz, duygular orada olsa bile, büyük bir boşluk ve rahatsızlık yaratır.

İster inanın ister inanmayın, bir çok çift sevgi eksikliğinden değil, bir tarafın sabrının tükenmesinden aralarına mesafe koyarlar. Bu size hiç oldu mu? Bugün bu yazımızda, buna bir göz atacağız.
Sizi seven insanlar, göstermeliler

Size şatolar vermek, kahramanlık göstermek veya günün her saniyesinde sizi sevdiklerini söylemek zorunda değiller. Bu konudaki ilginç nokta şudur: insanlar duygularını açıklamadan sevebilirler. Tam tersi de olabilir, sizi ne kadar çok sevdiklerini söylemelerine rağmen gerçekten sevmiyor da olabilirler.
Bunun anahtarı samimiyettir ve en önemlisi de insanları bir bütün ve özgün olarak algılamaktır.
Sevgiyi almak ve açıklamak duygusal sağlığımızın bir parçasıdır; aynı zamanda da fiziksel sağlığa kendine has bir etkisi de vardır.
Kimseyi sizi “ne kadar çok” sevdiğini göstermek için zorlayamazsınız. İnsanlar bazen spontane olmaya ve küçük şeylerin “birden ortaya çıkmasına” ihtiyaç duyarlar. Planlanmamış şeylerin altında yatan sihir bunların basitçe olmasıdır. Özgün hissetmenin karşılığı hoşunuza gitmenin yanı sıra size huzur da verir.

Sevgi, şefkat ve birini önemsemek çeşitli şekillerde gösterilebilir. Bütün bu yolların size anlamlı gelmesi ve yararlı olması lazımdır. Bazı insanlar kendilerinin sevgi yolunun tek yol olduğunu düşünmek gibi bir yanlışa düşerler, diğer insanın ihtiyaçlarını anlamazlar.



Bazı insanlar sarılmanın, önem vermenin veya güzel sözler söylemenin doğru olduğunu düşünmezler. Sevgilerini uyurken yanınıza gelerek, hediyeler vererek veya sadece yanınızda durarak gösterirler.

Fakat “birinin yanında olmak” yetmez. Bazen en kötü yalnızlık biri sizin yanınızdayken, sizi sevmesine rağmen bunu göstermekten aciz olan kişilerle iken hissedilen yalnızlıktır.

Hepimizin sevgiye, anlaşılmaya, yakınlığa ve tutkuya ihtiyacı vardır, bunlar sağlıklı, stabil ve mutlu bir ilişkinin temelleridir. Eğer anlayış göstermek, şefkat göstermek o ilişkide yok ise, ilişki soğumaya başlar.
Duyguların ifadesinin önemi

Bir şey isteyen insanlar genellikle istedikleri şeye ulaşmak için bir seri stratejiye başvururlar. Peki ya bu hayallere ulaşıldığı an ne olur? Esas soru ise budur.

Değerli bir ana ulaştığınızda, buna özen gösterilmesi gerekir.

Herkes bu şeylere nasıl önem vereceğini, nasıl onlara eğileceğini, bağlar kurmayı, kişisel gelişim için bir alan yaratmayı ya da ilişki içinde gelişmeyi bilmez.

Şu çok açıktır ki, insan ilişkileri hakkında herkes her şeyi bilmez, fakat mesele sevgi olunca, ihtiyaçları karşı tarafın ihtiyaçlarını giderebilmek adına bilmeniz gerekmektedir.
Eğer karşınızdaki insanların size değer vermesini istiyorsanız, diğerlerine değer vermeye başlayın.
Eğer sevdiğiniz kişiler tarafından farkedilmek istiyorsanız, öncelikle kendinizi farketmelisiniz.
Eğer sevilmek istiyorsanız, içinizdeki gerçek sevgiyi çevrenizdekilere göstermelisiniz.

Çoğu insanın gerçekten kim olduğunu bilmediğini farkettiğimizde bu mevzu daha da karmaşık bir hale gelir.

Olgun olmayan, uygun duygusal olgunluk geçirmemiş insanlar veya değerleri ya da ihtiyaçlarını açıkça belirtmemiş insanlar, kendi fark etmedikleri hatalarını başkalarından çıkartmaya yatkındırlar.

Bu nokta da problemlerin başladığı yerdir. O zaman, seven insanların bu sevgiyi nasıl göstermesi gerektiğine, çiftlerin stabil ve mutlu bir bağlılığa sahip olmak için hak ettikleri şeylere bir göz atalım.

Takdir

Partneriniz arkadaşınız, sevgiliniz ve suç ortağınız olmalıdır ve aynı zamanda sizi takdir etmeli ve size saygı duymalıdır. Ve tabii ki bunu da size göstermelidir.

Partnerimize hayran oluruz çünkü bu insan hayatımızı güzelleştirebilendir, bu da onları seçmemizin bir sebebidir.
Küçük detaylarda gösterilen samimi yakınlık

Sizi seven insanlar her gün bunu basit şekillerde göstermelilerdir. Spesifik şeylere ihtiyaçları yoktur, bunu özgürce yapabilirler. Ve siz de aynı zamanda hayatta küçük şeylerden zevk almaya bakmalısınız, bu da çok önemlidir.

Sadece varlığınızla değil, aynı zamanda önem vermenizle, doğru kelimelerle, kabullenmenin ve sahiplenmenin samimi bir görüntüsüyle orada olmalısınız. Bu hiç de zor değildir. Şefkat göstererek hiçbir şey kaybetmezsiniz.

Tam tersi de olabilir. Gösterdiğiniz sevgi sizi daha da büyütür, daha dolu hissettirir, çevrenizle ve kendinizle daha bağlantılı olursunuz.

Denemek ve uygulamak buna değecektir.

ALINTI

Bağışlamak, Özgürlüğün Anahtarıdır


affetmek ile ilgili görsel sonucu

Bana gelen insanlara sık sık sorarım: “Haklı mı olmak istersin, mutlu mu?” Hepimizin kendi algılarımıza göre kimin haklı ve kimin haksız olduğu konusunda görüşlerimiz vardır. Bize yaptıkları şeyler yüzünden başkalarını cezalandırmak isteriz ama aslında hikayeyi zihnimizde tekrar tekrar döndüren kişi bizden başkası değildir. Ne var ki geçmişte biri bizi üzdüğü için kendimizi tekrar tekrar cezalandırmanın bir anlamı yoktur.

Geçmişi geride bırakmak için, bağışlayıcı olmak isteriz; hatta nasıl yapacağımızı bilmesek bile. Bağışlamak, kırgınlık duygularımızdan ve öfkemizden kurtulmak – olayların özgürce akmasına izin vermek anlamına gelir. Bir bağışlamama durumu, içimizdeki birşeyi gerçekten yok eder.

Hangi ruhsallık yolunu izlerseniz izleyin, bağışlayıcılığın daima önemli bir konu olduğunu ama özellikle hastalık durumlarında fark yarattığını görürsünüz. Hasta olduğumuzda gerçekten etrafımıza bakınmamız ve kimi bağışlamamız gerektiğini anlamamız gerekir. Genellikle, asla bağışlayamayacağımızı düşündüğümüz kişi, bağışlamamız gereken kişinin ta kendisidir. Birini bağışlamamak, o kişiye en küçük bir zarar vermez ama kendi hayatımızı cehenneme çevirebilir. Meseleler onların değil, bizimdir.

Herkesi bağışlamaya kesinlikle istekli olduğunuzu ifade edin: “Geçmişi arkamda bırakmaya istekliyim. Bana zarar vermiş olan herkesi bağışlamak istiyorum ve başkalarına vermiş olabileceğim tüm zararlar için kendimi bağışlıyorum.” Hayatınızın bir noktasında size herhangi bir şekilde zarar vermiş olabilecek birini düşünüyorsanız, o kişiyi sevgiyle kutsayın ve onu serbest bırakarak düşüncenizden kurtulun.

Bana zarar veren insanları bağışlamış olmasaydım, bugün bulunduğum yerde olamazdım. Geçmişte bana yaptıkları şeyler için bugün kendimi cezalandırmak istemiyorum. Bunun kolay olmayacağını söylemiyorum. Sadece, şimdi geçmişe bakıp şöyle diyebiliyorum: “Ah, evet, bu şey olmuştu. “ Ama artık orada yaşamıyorum. Bu, söz konusu davranışa göz yummak demek değildir.

Başka biri size zarar vermiş olabilir, haklı bir şekilde size ait olanı kimsenin alamayacağını bilin. Eğer, gerçekten size aitse, doğru zamanda size geri dönecektir. Eğer, birşey size geri dönmüyorsa, dönmemesi gerekiyor demektir. Bunu kabullenmeli ve hayatınıza devam etmelisiniz.

Özgür olmak için, kırgınlıklarınızdan, öfkenizden ve kendine acıma çukurundan kurtulmalısınız. Bu ifadeyi severim, çünkü çok doğru bir tanımlamadır. Kendine acıma çukurunuzda kaldığınız sürece, hiçbir gücü olmayan, çaresiz kişi olursunuz. Gücünüzü elde etmek için, çukurdan çıkıp ayaklarınızın üzerinde durmalı ve sorumluluk almalısınız.

Bir an için gözlerinizi kapayın ve önünüzde güzel bir su akıntısı hayal edin. Eski acı verici deneyimi, kırgınlığı, öfkeyi, acıyı, affedememeyi akıntıya bırakın. Tamamen çözülüp gözden kaybolana kadar suyla birlikte sürüklendiğini hayal edin. Bunu elinizden geldiğince sık yapın.

Şimdi iyileşme ve şefkat zamanıdır. Kendi içinize dönün ve iyileşmeyi bilen kısmınızla bağlantı kurun. Bunu kesinlikle yapabilirsiniz. Farkında olmadığınız becerilerinizi keşfetmek için yeni seviyelere yükselmeye istekli olun; sadece rahatsızlığı iyileştirmek için değil, aynı zamanda kendinizi tüm olası seviyelerde iyileştirmek, kendinizi kelimenin en derin anlamıyla bir bütün haline getirmek için. benliğinizin her parçasını ve yaşadığınız tüm acı verici deneyimleri kabullenmek, bütün bunların yaşamınızı oluşturan halının parçaları olduğunu bilmek için.

Emmanuel’s Book (Emmanuel’in Kitabı) çok sevdiğim bir eserdir. İçinde, iyi bir mesaj veren çok güzel bir kısım vardır:

Emmanuel’e şunu sorarlar:

“Acı verici şartları kırgınlık duymadan nasıl deneyimleyebiliriz?”

Emmanuel şöyle cevap verir:

“Onları ıstırap değil, dersler olarak görerek. Hayata güvenin, dostlarım. Hayat sizi yoldan ne kadar uzaklaştırıyormuş gibi görünse de, bu yolculuk gereklidir. Gerçeğin nerede yattığını ve bozukluğunuzun o bölgenin neresinde olduğunu anlamak için geniş bir deneyim bölgesine geldiniz. Ancak böylelikle yuvanıza, ruhsal benliğinize yenilenmiş ve daha bilgeleşmiş bir şekilde dönebileceksiniz.”

Gerçekte yapmamız gereken tek şey, düşünce tarzımızı değiştirmek, kırgınlıklarımızdan kurtulmaya ve bağışlamaya istekli olmaktır.


Kaynak Kitap: “Pozitif Gücün Büyüsü” – Yazar: (Çocukluğunda büyüdüğü evde başlayan, ki genç kızlığında evden kaçtığı zaman bile devam eden) yaşadığı, affetmesi en zor ağır cinsel istismarları bile affetmeyi başarmış büyük Spiritüel Öğretmenlerden/yazarlardan ve dünyaca başarıya ulaşmış Hay House Yayıncılığın Sahibi) : Louise L. Hay

"Zenginlik çok şeye sahip olmak değil , az şeye ihtiyaç duymaktır."

AZ EŞYA GARDIROP ile ilgili görsel sonucu

Charlotte kuralı

Charlotte, Paris’te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür. Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi de çok varlıklıdır hatta. Ben Charlotte’u geçen hafta Paris’te tanıdım. Bu bilgileri almanız, kuralı sorgulamamanız açısından önemli.
Paris’te, bir arkadaşım beni Charlotte’un evine davet etti. Bilirsiniz, insanlar birbirlerinin hayatını merak eder, fark etmeden ve ettirmeden incelerler. Hatta benim en sevdiğim şeylerden biri, sokakta, perdeleri sonuna kadar açık evlere ve orada yaşananlara şahit olmaktır. İnsanın içi, insanlığa ısınır. Dersin ki, “Oh…. Üç aşağı beş yukarı aynı şeyler işte!” Ben de, böyle gözlerle incelemeye başladım biraz önce tanıdığım bu güzel Fransız kızın hayatını. Herkesin evinden yola çıkıp, kendisine varmak mümkün.
Fakat bu evde bir tuhaflık vardı. Her şeyden çok az vardı bu evde.. Gerektiği kadar. Mesela, bir şampuan bir sabun. Minnacık bir dolap. İçinde birkaç elbise kazak. Altı yedi ayakkabı. İki dvd. Beş cd. Ipod. Dört bardak, birkaç tabak. Birkaç mum. En fazla on tane kitap. Hiç ruj yok! Çantasındaymış. Zaten lipstick o da… Hayatta bazen, şaşakalırsın ya. Başa dönersin ya. Bir yerde bir hesaba, olmazsa olmaz diye eklediğin bir kalem birdenbire, tek bir örnekle, kendini siler ya. Öyle oldu bana. Gözlerindeki silik eyeliner dışında, süsü de yok bu kızın. Peki bu kız nasıl böyle kız oldu? Nasıl böyle sade kaldı? Kadın oldu? Dışarıda bu kadar az şeyle, içi çok oldu?
Anlayamadım. Çözemedim. Sadelik.. Beni şaşırtan şey, modellik yapacak kadar güzel ve havalı, aynı zamanda varlıklı bir kızın bu hayat seçimi. Olağanüstü… Kendi hayatım, arı kovanı gibi başımda vızıldamaya başladı. Paris sokaklarında beni takip edip durdu bu arılar. Tek çöp bir şey alamadım. Hep sordum: buna gerçekten ihtiyacım var mı? Buna benzer, aynı işi gören bir şeyim var mı?… Koca koca alışveriş
merkezleri, bizi kandırmak için birbirleriyle iddiaya girmiş ahtapotlar gibi gelmeye başladı. Kaçtım, kaçtım, saklandım.
Sahip olduklarımın, yarısından fazlasına ihtiyacım yoktu. Hayatı ağırlaştıran şey, seçim çokluğu. Az şey kadar güzeli yok. Gereği yok. Sonumuz belli.
Banyoda bütün ürünler, dopdolu şişelerle birbirlerini köpürtürken, hiç giymediğimiz kazaklar lüzumsuzca dizilmiş t-shirt’lere dolapta el şakası yaparken, hiç açılmamış kitaplar kendi kendilerine konuşurken… Biz orada olmayacağız. Üstelik onlar da, boşu boşuna bizden başka kimsenin olmamış olacak.
Anladınız değil mi Charlotte kuralını?
Sözü geçenlerde yakın bir arkadaşımdan duyduğum ve çok sevdiğim bir sözle bitireyim.
Zenginlik çok şeye sahip olmak değil , az şeye ihtiyaç duymaktır.


Nil Karaibrahimgil

( SEVGİNİN GÜCÜ ) BABANIN KIZINA MEKTUBU





ALBERT EINSTEIN, KIZINDAN BU MEKTUBU TOPLUM SÖZLERİNİ KABUL ETMEYE HAZIR OLUNCAYA KADAR SAKLAMASINI İSTEDİ.

1980’lerin sonunda ünlü dahinin kızı Lieserl Albert Einstein tarafından yazılan 1400 mektubu Hebrew Üniversitesine bağışladı, içeriklerini onun ölümünden yirmi yıl sonrasına kadar yayınlamamalarını istedi. Bu mektup onlardan biri, Lieserl Einstein’a yazılmış.

“Görelilik teorisini önerdiğim zaman, beni çok az insan anladı ve insanlığa aktarılmak için şimdi bildireceğim şey de dünyada yanlış anlama ve önyargı ile karşılaşacak.

Gerekli olduğu sürece mektupları korumanı istiyorum, yıllar, on yıllar boyu, toplum aşağıda açıklayacağım şeyi kabul etmek için yeterince ilerleyinceye kadar.

Son derece güçlü bir kuvvet var ki, şimdiye kadar bilim bunun için resmi bir açıklama bulmadı. Bu, tüm diğerlerini dahil eden ve yöneten bir kuvvettir ve hatta evrende işleyen tüm fenomenlerin arkasındadır ve bizim tarafımızdan henüz tanımlanmamıştır. Bu evrensel kuvvet SEVGİdir.

Bilim insanları evrenin birleşik teorisini aradıkları zaman, en güçlü görünmeyen kuvveti unuttular. Sevgi, onu alanı ve vereni aydınlatan Işıktır. Sevgi yerçekimidir, çünkü bazı insanların diğerlerine çekildiklerini hissetmelerini sağlar. Sevgi güçtür, çünkü sahip olduğumuz en iyi şeyi çoğaltır ve insanlığın kendi kör bencilliğinde yok olmamasını sağlar. Sevgi gözler önüne serilir ve her şeyi ortaya çıkarır. Sevgi için yaşarız ve ölürüz. Sevgi Tanrıdır ve Tanrı Sevgidir.

Bu kuvvet her şeyi açıklar ve hayata anlam verir. Bu belki sevgiden korktuğumuz için, çok uzun zamandır görmezden geldiğimiz değişkendir, çünkü insanın isteğiyle harekete geçirmeyi öğrenmediği evrendeki tek enerji sevgidir.

Sevgiye görünürlük sağlamak için, en ünlü denklemimde basit bir düzeltme yaptım. Eğer E =mc² yerine, dünyayı iyileştiren enerjinin ışık hızının karesi ile çarpılan sevgi vasıtasıyla elde edilebildiğini kabul edersek, sevginin var olan en güçlü kuvvet olduğu sonucuna ulaşırız, çünkü sevginin sınırları yoktur.

İnsanlığın bize karşı dönen, evrenin diğer güçlerini kullanmaktaki ve kontrol etmekteki başarısızlığından sonra, kendimizi başka türde enerjiyle beslememiz acil bir durumdur.

Türlerimizin hayatta kalmasını istiyorsak, hayatta anlam bulacaksak, dünyayı ve dünyada yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi sadece tek yanıttır.

Belki, gezegeni harap eden nefreti, bencilliği ve açgözlülüğü tamamıyla yok edecek kadar güçlü bir alet, sevgi bombası yapmaya hazır değiliz.

Ama, her birey kendi içinde enerjisi salıverilmeyi bekleyen küçük, ama güçlü bir sevgi üreteci taşır.

Sevgili Lieserl, bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman, sevginin her şeyi fethettiğini, her şeyi aşabildiğini onaylamak zorunda olacağız, çünkü sevgi yaşamın özüdür.

Senin için tüm yaşamım boyunca kalbimde sessizce çarpan şeyi ifade edemediğim için derinden pişmanlık duyuyorum. Belki özür dilemek için çok geç, ama zaman göreli olduğundan, seni sevdiğimi söylemeliyim, nıhai yanıta ulaştığım için sana teşekkür ederim.”

Baban,


Albert Einstein

BUGÜN MELEK OLUN


MELEK ile ilgili görsel sonucu
Bugün Melek olun.


Bugün, başka birinin yaşamındaki

Melek olun. Basit bir şey de olabilir, belki küçücük bir jest, belki bir arkadaşa, belki hiç tanımadığınız birine..

Bugün, yaşamınızda ilerledikçe

Bakının çevrenize, bakın küçük bir şey var mı diğerleri için yapabileceğiniz, küçük bir armağan, onlara verebileceğiniz… İyi bir şey söylemek için fırsat kollayın, dikkatlice dinlemek için, sevecen bir tavır için… Birinin yaşamını güzelleştirmek için yollar arayın. Ağır yükleri hafifletmek için yollar…

Gününüzü, aralıksız olarak dünyayı daha iyi bir yer yapmak için harcayın, bakın kendi yükleriniz nasıl ölçüsüz hafifleyecek. Şükran dolu gülümseme, müteşekkir bir yabancıdan gelen bir sürpriz, bunlar sizi yükseltecek ve kaygılarınızdan uzaklaştıracak.

Gücünüzü diğerlerinin yaşamına neşe ve sevinç getirmek üzere kullanın. Basit bir sevgi ve şefkat gösterisi adına…

Melek olun.

Barış içinde yaşayalım, ağlamadan. Neşemiz, durmadan dokunduğumuz yaşamları çevrelesin. Ve melek kanatları şefkatle çarparken, sevgimiz dünyayı sarsın.