Booking.com

GÜNLÜK OLUMLAMALAR

  • İlgili resim
  • Güne güvenle başlıyorum
  • Ben sevgi ve ışık doluyum
  • Kendimi harika hissediyorum
  • Her sabah neşe içinde uyanıyorum
  • Her sabah güne enerjik ve mutlu başlıyorum
  • Yaşam neşe dolu ve ben hayatın tadını çıkarıyorum
  • Her gün maddi açıdan güçleniyor ve zenginleşiyorum
  • Ben her şeyin en iyisini ve en güzelini hak ediyorum
  • Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor
  • Ben çok sağlıklı, mutlu ve başarılıyım
  • Kendimi bütünüyle seviyor ve takdir ediyorum
  • Korkularımı, kaygılarımı, üzüntülerimi, acılarımı özgürleştiriyorum
  • Herkesi affediyorum
  • Geçmişte yaptığım hataları affediyorum
  • İçimdeki ışık yaşamda mucizeler yaratıyor
  • Bolluk ve bereketi hayatıma çekiyorum
  • Ben kendime güveniyorum
  • Yaradan a güveniyorum
  • Bolluk evreninde çok rahat yaşıyorum
  • Mutlu olmak benim doğal hakkım
  • Mutlu yaşamayı kabul ediyorum
  • Sevmeyi ve sevilmeyi hak ediyorum
  • İsteklerimi çok kolay ve çabasızca hak ediyorum
  • Yaşamın her anından zevk alıyorum
  • Sağlık, zenginlik, mutluluk benim doğal hakkım
  • Olumlu düşünüyorum, olumlu yaşıyorum
  • Yaşam neşe dolu ve ben zevkle yaşıyorum
  • Huzurluyum
  • Ben önemliyim, değerliyim
  • Ben ruhsal, zihinsel, bedensel dengedeyim, uyumluyum
  • Ruhum zihinsel, bedensel bir bütün
  • Ben seviyor ve seviliyorum.
  • Ben kararlı bir insanım.
  • Kendi kararlarıma ve başkalarının kararlarına saygı duyuyorum.
  • Ben masumum. Ne yaptıysam iyi niyetle yaptım.
  • Başkalarına ne kadar özgürlük tanırsam o kadar özgürleşirim.
  • Başkalarına ne kadar az ihtiyaç duyarsam kendime o kadar güvenir ve özgür olurum.
  • Kendimi önemli ve değerli olarak kabul ediyorum.
  • Ben sevilmeyi, mutlu olmayı, başarıyı, varlığı hak ediyorum.
  • Bolluk bilincim sürekli artıyor.
  • Para yaşamımda sevgiyle dolaşıyor.
  • Huzurlu ve dengeli yaşamayı seçiyorum.
  • Bu dünyadaki rolümü sevgi, saygı, huzur ve zevkle oynuyorum.
  • Olumlu düşünüyor, olumlu ve mutlu yaşıyorum.
  • İşimi sevgiyle ve zevkle yapıyorum.
  • ‘geçmişimi’ sevgiyle onurlandırıyor, geleceğimi sevgiyle oluşturuyor ve şimdiki zamanı yaşıyorum. Geçmiş ve geleceğin esiri olmadan ‘an’da yaşamanın keyfini çıkarıyorum.
  • Kendi içimde ve dışımdaki herkesle, herşeyle uyumlu yaşıyorum.
  • Sahip olduğum olmadığım her şeye teşekkür ediyorum.
  • Aldığım her nefesin değerini biliyor, teşekkür ediyorum.
  • Özümde var olan sağlığı koruyorum. Sağlıklı yaşamayı seçiyorum.
  • Özgür irademi ve seçim hakkımı etki altında kalmadan ‘ben’ olarak kabul ediyorum.
  • Hepimiz birliğin parçasıyız ve birbirimizin oyununa sevgiyle destek oluyoruz.
  • Hayatın sonsuzluğunda bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.
  • Dünyamda her şey iyi ve güzel.
  • Evrende sınırsız güç, sevgi, bilgelik, bolluk ve bereket var. Ben mıknatıs gibi;
ihtiyacım kadar gücü, sevgiyi, varlığı, mutluluğu çekiyorum. İhtiyacı olanlarla paylaşıyorum. Paylaştıkça sevgiyle, güçle, varlıkla besleniyorum.
Semra Kozanlı

Korkularınızla yüzleşin

Korku, bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir histir.Korku belirli bir ağrı veya tehdit olarak algılanan bir olay sonucunda, uyarıcı bir tepki olarak ortaya çıkan yaşamsal bir mekanizmadır. Korku görünüşte evrensel bir duygudur. Herkes bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çeşitli korkulara kapılabilir.Tehlike ile karşılaşan bir kişi korkar ve bu korku sonucunda kaçmak için bir tepki oluşturur.
Korku gerçek değildir.Korkunun kaynağı, bilgisizliktir.Korkunun var olabileceği tek yer, gelecekle ilgili düşüncelerimizdir. Hayal gücümüzün bir ürünüdür. Korkunun sebep olduğu şeyler, mevcut zamanda aslında yoktur ve hiçbir zaman da gerçek olmayabilir.Tehlike tümüyle gerçektir; ama korku bir seçimdir.Korkuyu beklemenin telaşı, korkunun kendisinden çok daha ürkütücüdür.
Korku, insan ilerlemesinin önünde en büyük engeldir.Korkularınızı kontrol etmelisiniz.Korkularınız gelecekteki eylem ve kararlarınızı olumsuz yönde etkiliyorsa dikkatli olmalısınız.İçinizdeki bu asılsız korku, güveninizi zayıflatır, kim olduğunuzu ve neler yapabileceğinizi unutturur ve gerçek başarı umutlarınızı tehlikeye atarsınız.
Korku genellikle yanlış anlama ya da bir durumun yanlış değerlendirilmesinden dolayı yaşanır.. Gizlice yaşamınıza sızan korkular yavaş yavaş kontrolü ele geçirir.Bir bakmışsınız hayatlarınızı sizler değil korkularınız yönetiyor.
Korkular; çok çeşitlilik gösterir; yalnızlıktan, yaşlanmaktan, kilo almaktan, aldatılmaktan, ölümden, sevdiklerimizi kaybetmekten, hastalanmaktan, parasızlıktan, başarısız olmaktan, insanların güvenini yitirmekten ve daha pek çok şeyden korkuyoruz…Ve korkularımızın arkasına saklanarak hayatı ıskalıyoruz…
Korkularınız,endişe, güvensizlik ve olumsuz bir duygu eksikliği hissetmenize neden olur.Tedirginlik ve yapacaklarınızı erteleme eğilimi giderek artar. Akılcı ve mantıklı düşünemezsiniz. Korku, potansiyel gücünüzü ve yeteneğinizi sınırlar ve çevrenizle olan ilişkilerinizi mahveder.
Endişe ve korkularınızı asla içinize atmayın. Korkunun en büyük nedenlerinden biri de kendimizle yüzleşmek istemememizdir.Güzel bir hayat istiyorsak, atmamız gereken ilk adım korkularımızla yüzleşmektir.Aksi takdirde korkularımız olumsuz düşünceleri yaratır ve güçlendirir.Bu yüzden korkuların yanı sıra onlardan kurtulmak için geliştirdiğimiz kaçış yollarını da incelememiz gerekir.Kaynağı ve sebebi ne olursa olsun eğer cesaretinizi toplar ve korkularınızla yüzleşmeyi başarırsanız hepsinden kurtulabilirsiniz.İstediğiniz her şey, korkunun diğer tarafındadır.
Zihninizi sadece cesur düşüncelerle doldurduğunuzda, korkulara yer bırakmazsınız ve cesur kararlar almaya başlarsınız.Korku, seninle hayallerin arasındaki her şeydir. Korkuyu görme ya da hissetme yerine, hayalleriniz ve geleceğiniz için ilerlemeye devam edin. Korkularınızın üzerine gidin. Bırakın, ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Ne var ki bunu denedikleri an onları paramparça edin. Eğer bunu yapmazsanız mantar gibi dört bir yanınızda biter, istediğiniz hayata giden yolu tıkarlar.
Yaşamınızı korkusuzca yaşayın, zorlukların tümüne göğüs gerin ve onların üstesinden gelebileceğinizi açıkça gösterin.Sadece inanın.İnancınız sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak.
Cesaret sadece korku okyanusu içinde var olabilir.Cesaret, korku okyanusu içinde bir adadır.Korku vardır; ama bu korkuya rağmen insan o riski göze alır; işte cesaret budur.İnsan titrer, insan karanlığa girmekten korkar; ama yine de girer. İnsan, kendine rağmen adım atar; cesur olmanın anlamı budur. Bu, korkusuzluk demek değildir. Korku dolu olmak ama onun altında ezilmemek demektir.

ALINTI

Kafaya Takma Ya ! Düşüncelerine Mesafe Koy:)


nefes terapisi ile ilgili görsel sonucu
Kafaya takma hepimizin hayatımızda yaşadığımız sorunlardan biridir. İnsanları fazla düşünmek, yeri geldiğinde insanları önemsemek veya bir konuşma olduğunda hala onun etkisinde olmak neden şöyle demedim gibi bir düşünce oluşur ve bu düşünceler devamlı kafamızda döner. Aşağıdaki yazıyı okudukça size iyi geldiğini hissedecek ve içinizde harika duygular oluşmaya başladığını göreceksiniz.

GİRİŞ
Düşünceler kendiliğinden ortaya çıkarlar. Ortaya çıkmaları için ayrıca çaba göstermeniz gerekmemektedir. Beynimiz durmadan düşünceler üretir. Biz fark etmeden zihnimizin kendisi bazılarını filtre eder. Filtre edemediği düşünceler ise aklımıza gelir.

Bu düşüncelerin sayısı çok fazladır. Bazı insanlar bunları çok önemsemez.Bazı insanlar ise düşünceleri takip etmeye başlarlar. Bu düşünceleri yorumlamaya ve analiz etmeye başladığımızda ise hayatımız artık düşünceler olmuştur.

“Kapıyı açık bıraktım mı?”, “bana neden öyle baktı?”, “ben yetersiz miyim yoksa?”, “bu hep benim başıma geliyor!”, “şimdi ne olacak?”, “gene çarpıntım olacak mı?” gibi sayısız ve çoğunluğu mantıken anlamsız olan düşüncelerdir bunlar.

Zihnimiz geçmiş ve gelecek ile ilgili düşünceleri ve bugünle ilgili yorumları bize sürekli taşımaya devam eder. Bu düşünceleri kovmaya veya yok saymaya çalışmak genelde işe yaramaz. Genelde aklımıza gelen düşüncelere üç tür muamele yaparız.

1.  İtmek: İstemediğimiz düşüncelerin aklımıza gelmemesini sağlamaya çalışmaktır. O düşünceyi düşünmemeye çalışırız. Genelde bunun bir faydası olmaz. İttikçe, o düşünce daha çok aklımıza gelir ve yerleşir.

2.  Çekmek: Burada o düşünceleri daha fazla düşünmeye başlamaya başlarız. Bunlara mantıki yanıtlar bulmaya çalışırız. Örneğin; “ya kalbimde bir şey olursa?” düşüncesi aklına gelen bir kişi “şu an kalbimde bir şey yok, 6 ay önce muayene oldum” gibi düşünceleri aklına getirir.Ancak bunları düşünmeye başladıkça daha da o düşüncenin içine girer.

3.  Bastırmak: İstemediğimiz o düşünce yokmuş gibi davranırız. Zihnimizle o düşünce arasına bir duvar öreriz. Ancak bu durum, bizi dünyadan uzaklaştırabilir. Düşünceler bir defa oluştuktan sonra sonsuza kadar aklımızda yer tutmazlar ve geçicidirler. Ancak insanlar bunu bilmediği için bu düşüncelerin peşine takılırlar. Halbuki düşünceleri dalgalara benzetebiliriz. Dalgalar sahile vurur ve sonra kaybolur. Ardından bir başka dalga gelir, o da sahile vurur ve kaybolur. Düşünceler de dalgalar gibi gelir ve sonra kaybolur. Düşünceleri sadece bir düşünce olarak görebildiğimiz sürece, onların kontrolünde
yaşamaktan kurtulabiliriz.

DÜŞÜNCELERE MESAFE KOYABİLMEK İÇİN

Düşüncelere mesafe koyabilmek için kullanabileceğiniz alıştırma ve benzetmeler aşağıda verilmiştir.

Alıştırmalar

Düşünceni yanında gezdir alıştırması
Tek bir şey düşünme alıştırması
Benzetmeler
Etiketleme
TV ekranı

“Düşünceni Yanında Gezdir” alıştırması
Düşüncelerimizi yanımızda taşıyabiliriz. Düşünceyi itmeden, çekmeden veya bastırmadan onu yanımızda gezdirebiliriz. Böylece, düşünceleri kendi halleriyle bırakırız. Bunu yaparken onlardan kaçmadan ama yaşamımızın odağı haline de getirmeden yapmalıyız.

Bunun için düşüncelerinizin farkına varın. Düşüncelerinizi kovmayın veya çekmeyin. Düşüncelerinizin yanınızda olduğunu düşünün. Eğer sayısı çoksa onları çantanıza koyduğunuzu düşünün.

Halen sizi rahatsız ediyorlarsa, düşüncelerinizi bir kağıda yazın. Kağıdı cebinize koyun ve düşüncelerinizle dolaşın. Aklınıza yeni düşünceler gelirse onları da kağıda yazın.

“Tek bir şey düşünme” alıştırması
Önce birkaç farkında nefes alıp verin. Ardından, odanızdaki bir cismi seçin. O cisme odaklanın ve o cismi tarif etmeye çalışın. Sonra aşağıdaki sorulara yanıt bulmaya çalışın. Bu arada eğer aklınıza başka düşünceler gelirse, onları kovmadan tekrar bu cisme odaklanın. (Not = Kendi yorumumu ekliyorum bu alıştırma düşünceler aklımızdan gitsin diye canımızı sıkmadan sadece bir yere bakarak yani obje, nesne, yola, lambaya veya yakınımızda ne var ise ona odaklanıp nesneyi yorumlayarak düşüncelerin aklımızdan akmasını sağlamak.)

1.  Bu cismin yüzeyi nasıl?
2.  Düz mü, pürtüklü mü?
3.  Ne renkte? Hangi renk tonları var?
4.  Parlak mı, mat mı?
5.  Yumuşak mı sert mi?
6.  Büyüklüğü ne kadar?
7.  Gölgesi var mı?

Ardından tekrar birkaç farkında nefes alın ve o cismi eline alınız ve inceleyiniz. Aşağıdaki sorulara yanıt bulmaya çalışın. Bu arada eğer aklınıza başka düşünceler gelirse, onları kovmadan tekrar bu cisme odaklanmaya çalışın.

1.  Sathı düz mü, pürtüklü mü?
2.  Yumuşak mı, sert mi?
3.  Eğilebilir mi?
4.  Isısı nasıl?
5.  Ağırlığı ne kadar?

“Etiketleme” benzetmesi
“Ben değersizim” , “annem hastalanacak”, “bana bir şey mi söylemek istedi?” gibi tüm düşünceleri fark ettiğinizde onları “bu sadece bir düşünce” olarak etiketleyin. Etiketlemek, bunların sadece bir düşünce olduğunu saptamaya ve bu şekilde sabitleyebilmeye yarar. Duygularımızı hissettiğimizde de onları “bu bir duygu” olarak etiketleyebiliriz. Örneğin yeni tanıdığı kişilerle karşılaştığında kaygı yaşayan bir kişi, ardından onun kendisi hakkında ne düşüneceğini düşünmeye başlayabilir. Halbuki karşılaştığı zaman yaşadığı kaygı duygusunu, “bu bir duygu” olarak etiketlerse, o zaman kaygısı yeni düşünceler
yaratmayacaktır.

“TV ekranı” benzetmesi
Sizi korkutan veya rahatsız eden bir olayla karşılaştığınızda bu yöntemi kullanabilirsiniz. Böyle bir olayla karşılaştığınızda ve olumsuz duygular hissetmeye başladığınızda aklınıza bir TV ekranı getirin. Düğmeye basın ve o anda yaşadığınız olayı TV’de seyrettiğinizi düşünün. Sanki bir dizi seyreder gibi hayal edin. Kendinizi ve bakışınızı ona göre ayarlayın. TV’de seyrettiğimiz olayların içinde kendimiz olmadığı için olaylara daha yargısız bakabiliriz. Kendimiz ile düşüncelerimiz arasına bir mesafe koyarız. Gün içinde de bazı olayları TV ekranından bakar gibi yaşarsak, düşüncelerimizin bizi yönetmesini engelleyebiliriz.

DÜŞÜNCELERİ SERBEST BIRAKMAK
Düşünmek zihnimizin otomatik olarak yaptığı bir şeydir ve düşünceleriniz yüzlerce farklı mesajla size sesleniyor olabilir. Örneğin, endişelerden, kaygılardan, korkulardan, planlardan, üzüntülerden bahsediyor olabilirler. Bu düşüncelerin çoğu olumsuz mesajlarla ve kendinizle ilgili eleştirilerle dolu olabilir.

Örneğin, “çok başarısızım”, “çok yalnızım”, “hiç bir şey yolunda gitmiyor”, “çok çirkinim”, “çok şişmanım” , “kimse beni beğenmeyecek”, “hayatım berbat” gibi pek çok olumsuz mesaj dolu düşünce zihninizi işgal edebilir.  Böyle olumsuz düşüncelerin otomatik bir şekilde zihninize doluşmaya başladığını görebilirsiniz, bir süre sonra sanki başka bir şey düşünemez olursunuz.

Eğer düşüncelerin taşıdığı mesajlar inandırıcı gelmeye başlarsa ruh haliniz de giderek kötüleşebilir,   kendinizi,  üzüntülü,  mutsuz,  endişeli,  gergin ve kaygılı hissedebilirsiniz. Düşünceleriniz de ki mesajlar sizi karamsarlığa itebilir, öfkelendirebilir,  hatta zaman zaman da ağlatabilir.
Isırgan otu cilde değdiğinde cildi tahriş eden bir bitkidir. Eğer bir yerinize ısırgan otu değdiyse orası kızarır ve kaşınmaya başlar. Kaşımamak için kendinizi zor tutarsınız. Ama kaşımaya başladığınız da daha da kötü olur, kaşıntı daha da artar hatta başka yerlere de yayılır. Ne kadar kaşırsanız kaşıyın tahriş olan yeri yok etmenin bir yolu yoktur. Yapılacak en iyi şey, kaşımayı bırakmak ve kendi kendisine geçmesini beklemektir.

İstemediğiniz düşünceler aynı bu kaşıntı gibidir. Kaygının verdiği rahatsızlık bütün vücudunuza yayılır, bundan kurtulmak istersiniz. Ondan uzaklaşmaya, onu bastırmaya, onunla mücadele etmeye çalışırsınız ama ne yaparsanız yapın gene de kaygıyla karşılaşmaktan kurtulamazsınız. Durum aynı ısırgan otunda olduğu gibidir. Kaygıyı kaşımanız onu daha da kötü hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Onunla mücadele etmeye çalışmak kaygıyı daha da arttırır, hiç bir zaman tam olarak ondan kaçmayı başaramazsınız.
Aslında,  düşünceler gelir ve giderler.  Bir süre sonra,  bize çok rahatsızlık verdiğimiz bir düşüncenin kaybolduğunu, onun yerine başka bir düşüncenin geldiğini fark ederiz.  Sonra bu düşünceyle uğraşmaya başlarız.
Düşünceler hızla beynimizden akar giderler.  Bir filmin sonundaki jeneriğin akışı gibi…

Sürekli ortaya çıkar, bazen bize rahatsızlık verir, kaybolur sonra tekrar ortaya çıkarlar. Bir süre sonra yerlerini başka düşüncelere bırakırlar.  Ama biz hiç  bitmeyecekmiş  gibi  onlarla uğraşırız.
Onların aklımızdan kaymasına izin verdiğimiz,   onları serbest bıraktığımız takdirde bize zarar veremezler.  Düşünceleri Mevlana’nın şiirinde olduğu gibi birer misafir olarak düşünebiliriz.  İstemediğimiz komşularımız olabilir.  Bize misafirliğe de gelebilirler.  Onları kovmak bir işe yaramaz, aksine bizi daha çok üzer. Misafirler gelip geçicidir.

DÜŞÜNCELERİ SERBEST BIRAKABİLMEK İÇİN…
Düşüncelerimizi serbest bırakabilmek için kullanabileceğimiz alıştırma ve benzetmeler aşağıda verilmiştir.

Alıştırmalar

“Bunlar sadece düşünce” diyebilmek alıştırması
Okuma alıştırması
Düşünceleri izleme alıştırması
Benzetmeler
Voleybol maçı
Teflon tava

“Bunlar sadece düşünce” diyebilmek  alıştırması
İnsanın zihni yüzlerce farklı mesajla seslenir.

Örneğin zihniniz size gelecekle ilgili endişelerden,  kaygılardan,  korkulardan,  planlardan, geçmişler ilgili üzüntülerden bahsediyor olabilir.  Zihniniz çoğu zaman da size kendinizle ilgili olumsuz mesajlar veriyor hatta sizi eleştiriyor olabilir.

Örneğin zihniniz, “çok başarısızım”, “çok yalnızım”, “hiç bir şey yolunda gitmiyor”, “çok çirkinim”,  “çok şişmanım”  ,  “kimse beni beğenmeyecek”,  “hayatım berbat”. Gibi pek çok olumsuz mesaj dolu düşünceyi size gönderiyor olabilir.

Böyle olumsuz düşüncelerin otomatik bir şekilde zihninize doluşmaya başladığını fark edebilirsiniz. Bir süre sonra sanki başka bir şey düşünemez olursunuz.

Eğer zihninizden gelen bu mesajlara inanmaya başlarsanız ruh haliniz de
kötüleşebilir.  Bunların mesajların gerçekler olmadığını,  düşüncelerden ibaret olduğunu unutur ve onlara inanırsanız,  üzgün,  mutsuz,  endişeli,  gergin ve kaygılı hissetmeye başlayabilirsiniz. Zihninizin mesajları sizi karamsarlığa itebilir, öfkelendirebilir, hatta zaman zaman da ağlatabilir.

Olumsuz mesajlar taşıyan düşüncelerin zihninize doluştuğunu fark ettiğiniz
zamanlarda kendinize onların sadece düşünceler olduklarını hatırlatın.
Düşüncelerinizde yazan mesajlarını okuyun ama bu mesajlara yanıt vermeyin.  Her yeni mesaj ortaya çıktığında sadece ne yazdığına bakın ve bırakın bu mesaj geçip gitsin.

Kendinizi kaptırmadan düşünceleriniz izleyin.  Bu düşüncelerin gerçeğin kendisi
olmadıklarını hatırlayın. Düşüncelerinize kapıldığınızı ve onlara inandığınızı fark ederseniz, bunların zihninizin gelip geçici mesajları olduklarını kendinize söyleyin.

Düşüncelerinizi bu şekilde izlediğinizde,  sizi artık eskisi kadar üzmediklerini ve endişelendirmediklerini,  ortaya çıktıktan bir süre sonra giderek daha silikleştiklerini fark edebilirsiniz.  Düşüncelerinizi gelip geçici mesajlar olduklarını anladıkça,  onlara eşlik eden olumsuz duygularınız da yerini daha olumlu duygulara bırakacaktır.

Okuma alıştırması
Bir kitap alın ve okuyun. Okurken aklınıza düşünceler gelebilir. Okumaya devam edin.

Düşünceleri kovmayın ama kapılmayın da! Okumaya devam edin…

Düşünceleri İzleme alıştırması
Bu alıştırmanın amacı, düşüncelerinizin içinden bakmakla, düşüncelerinize dışarıdan bakmak arasındaki ayrımı fark edebilmenizi sağlamaktır. Eğer mümkünse, bu alıştırma için en az 10 dakika ayırmaya çalışın.
Alıştırmayı ne kadar uzun süre yapabilirseniz size o kadar fazla yararlı olacaktır.

Alıştırmaya  başlamadan  önce  rahat  bir  konumda  oturun  ya  da  uzanın. 

Mümkünse dikkatinizi dağıtacak ses ya da gürültülerin olmayacağı bir yer seçmeye çalışın.

Gözlerinizi kapatın ve bir kaç dakika nefesinize konsantre olun. Nefesinizi bir süre takip ettikten sonra, aklınıza gelen bütün düşünceleri izlemeye başlayın. Düşüncelerinizi izlerken onlara kapılıp gitmemeye,  sadece zihninizde ortaya çıkışlarını ve sonra ortadan kayboluşlarını izlemeye çalışın.  Her bir düşüncenizin geçici olduğunu fark edin. Düşüncelerinizi,  olumlu,  olumsuz,
iyi, kötü diye yargılamayın.
Bütün düşüncelerinizi izleyin ve her biri ortaya çıktığında “bu bir düşünce” diye içinizden kendinize tekrarlayın. Bu alıştırmaya yaparken,  düşüncelerinizi bir nehirde ilerleyen kağıttan yapılmış gemiler olarak hayal edebilirsiniz.  Nehir sizin zihninizdir ve düşüncelerinizde bu nehrin üzerinde ilerleyen gemiler.  Siz akıntıyla sürüklenmiyorsunuz,  nehrin kenarında duruyorsunuz ve akıntıyı seyrediyorsunuz. Düşünceleriniz de nehirde akıntıyla ilerliyorlar ve siz kenarda durmuş düşüncelerinizi de izliyorsunuz. Onlarla birlikte yol almıyorsunuz, sadece düşüncelerinizi seyrediyorsunuz. Her bir düşünceniz ortaya çıktığında, onu kağıttan bir gemi olarak hayal edin ve nehre bırakın. Akıntıyla ilerleyişlerini gözleyerek, bazılarının ıslandığını ve dağıldığını,  bazılarının giderek uzaklaştığını ve gözden yittiğini fark edin.
Eğer düşüncelerinize kapılır ve akıntıya sizde dalıp giderseniz bunu fark edin ve kendinize nehrin içinde olmadığınızı, nehrin kenarında durup nehri seyrettiğinizi hatırlatın.

Voleybol benzetmesi
Düşüncelerimiz bazen bir voleybol maçına benzer. Zihnimiz bir düşünce yollar, biz o düşünceyi karşılar, sonra tekrar karşı tarafa atarız.
Ama zihnimiz bu sefer başka bir düşünce yollar, biz yine düşünceyi zihnimizden çıkarmaya çalışırız…

Aslında bu durum çok yorucudur. Düşüncelerimizle ve zihnimizle bu şekilde yarışmak bizi çok yorar. Düşüncelerimizle savaşmak yerine onların serbest bırakmak, akıp gitmelerine izin vermek en doğrusudur.

Teflon tava benzetmesi
Zihninizi bir teflon tava olarak düşünün. Teflon tavaya konan gıdalar nasıl kayar? Siz de düşüncelerin zihninizden bir teflon tava gibi kaydığını düşünün. Düşünceler, zihninizde takılıp kalmasın. Kayıp gitsin…

Alıştırma
Dikkati gezdirme
Bu alıştırma, şu ana kadar kazandığınız farkındalık becerilerini bir bütün olarak etkin bir şekilde kullanabilmenize yardımcı olacaktır.

Alıştırmaya başlamadan önce, kendinize rahat bir oturma ya da uzanma konumu seçin.

Rahatça oturduktan ya da uzandıktan sonra gözlerinizi kapatın.
Derin ve yavaş nefesler almaya başlayın.

Bütün dikkatinizi nefes alışınıza ve nefes verişinize yöneltin.
Nefesinizin bedeninizde takip ettiği rotayı hissetmeye çalışın.
Dikkatiniz dağılırsa ve başka şeyler düşünmeye başlarsanız bunu fark edin ve tekrar nefesinize odaklanın.

Şimdi bütün bedeninizi hissetmeye çalışın.
Vücudunuzun duruşunu ve ağırlığını hissedin.
Kollarınızın ve bacaklarınızın nasıl durduklarını fark edin.
Kollarınızın ve bacaklarınızın ağırlıklarını hissedin, bunlardaki duyumları fark etmeye çalışın.
Dikkatiniz dağılırsa ve başka şeyler düşünmeye başlarsanız bunu fark edin ve tekrar bedeninize odaklanın.

Şimdi dikkatinizi tekrar nefesinize yöneltin ve derin nefesler alarak nefesinizi hissedin. Şimdi dikkatinizi düşüncelerinize odaklayın.
Yavaş nefesler almaya devam ederek düşüncelerinizi takip edin.
Düşüncelerinizi yargılamadan izleyin, düşüncelerinize kapılıp gitmeyin.
Düşüncelerinizi bir TV ekranından akan yazılar olduklarını hayal edin.
Ekrandan akıp gittiklerini ve düşüncelerinizin hiç birinin kalıcı olmadıklarını fark edin.

Eğer bir düşünceye kapıldığınızı fark ederseniz, düşüncelerinizi izleyen kişi olduğunuzu hatırlayın.

Düşüncelerinizi bu şekilde bir süre izledikten sonra, dikkatinizi kulağınıza gelen seslere yöneltin.

Hangi sesleri işittiğinizi fark edin.

Birden fazla ses işitiyorsanız bunları ayırt etmeye çalışın.

Seslerin nereden geldiklerini fark etmeye çalışın.

Şimdi dikkatinizi dokunma duyunuza yöneltin, vücudunuzdan gelen dokunma hislerini fark etmeye çalışın.

Ellerinizin, ayaklarınızın, sırtınızın nereye dokunduğunu fark etmeye çalışın.
Şimdi dikkatinizi tekrar düşüncelerinize yöneltin.

Derin nefesler alarak düşüncelerinizin akışını tekrar izlemeye başlayın.
Düşüncelerinizi yargılamayın ve onların sadece birer düşünce olduklarını kendinize hatırlatın.

Şimdi gözlerinizi açın ve derin nefesler almaya devam ederken neler gördüğünüzü fark edin.
İçinde bulunduğunuz odanın neresinde olduğunuzu fark edin.
Odadaki eşyaların konumlarını fark edin.

Odanın duvarlarının rengini ve diğer eşyaların renklerini fark edin.
Eğer düşünceleriniz araya girer ve dikkatinizi dağıtırlarsa bunu fark ederek tekrar içinde bulunduğunuz odaya odaklanmaya geri dönün.
Şimdi odanın içindeki tek bir nesneyi seçin ve ona odaklanın.
Bu nesnenin şekli, büyüklüğü, ağırlığı, hangi maddeden yapıldığı, rengi, yüzeyinin nasıl olduğu hakkında düşünün.

Eğer başka düşüncelere kapılırsanız tekrar bu nesne hakkında düşünmeye odaklanın.

Şimdi gözlerinizi kapatmadan bütün bedeninizi hissetmeye çalışın
Bu şekilde birkaç defa yavaş yavaş nefes alıp verdikten sonra alıştırmayı sonlandırın.

Farkındalık Çalışma Kitabı
Uzm. Psk. Pelin Çatak ve Doç.Dr.Kültegin Ögel tarafından hazırlanmıştır,



BİLİNÇALTI VE ÇEKİM YASASI

Sanki İnternete sipariş verdin; en uygun zamanda, en uygun şekilde ve hayırlısıyla siparişin kapıda…
Çekim Yasası doğru kullanıldığında, istenilen hayata ulaşmak, bu kadar kolay
mı?
İstek ve Dileklerin Gerçek Olması için, Çekim Yasasını Nasıl Kullanabiliriz?
İstek ve dileğine önce ‘benim ve evrenin yüksek hayrını diliyorum’, ‘hayırlıysa gerçekleşmesi için izin istiyorum’ diye başla.
Kararlı ve net ol. Karışık mesajlar verirsen, evrenin de senin de kafan karışır.
Aynı şeyi sabah akşam düşünerek, dileğinin enerjisini boğma. Dilek ve isteğini dile getirdikten sonra odak noktanı başka yöne çevir.
Gerçekleşeceğine inan ki, beyninde engel oluşmasın.
Dilek ve isteği aklına getirdiğinde, çok sakin ve olumlu bir durumda ol.
Sakin ve olumlu duruma ulaşmak için meditatif hale gel. Nasıl yatağa yattığında vücudun birazdan uykuya geçecekmiş gibi gevşer ya, işte o şekilde gevşe…
İstek ve dileğini elde etmiş gibi hayalinde yaşa ve hayalin içine olabildiğince çok duygu kat. İçine; güzel, etkili, ses, tat, his, görüntü, kokular ekle ve hayali zevkle yaşa.
Olmuş gibi kabul edip, onayla ve teşekkür et!
Bütün bunlara rağmen eğer istenilen yaşama ulaşamıyorsan;
zihinsel, ruhsal, duygusal engellerin vardır.
* Zihinsel engeller; çekirdek inançlar, yargılar, etiketler olabilir ya da beyindeki programda sorun vardır.
Duygusal engeller korkular, kaygılar, kızgınlıklar olabilir. Ya da akışa güvenmeyip olacağına inanmıyorsundur.
Ya da insan neyi, niçin istediğini bilmiyordur. Ya da yaramaz bir çocuk gibi, suyun akışına ters gidiyordur.
Bu nedenle önce işe farkındalığı artırmakla başlayabiliriz. Kendimizi tanıyıp, severek işe başlayabiliriz.
Deneyimlerimizi seçerken özgür irade ve seçim hakkını doğru kullandığımızda hayat da bize gülüyor…
‘Ben zaten zenginim’ dediğinde bolluk bereket içinde olursun. Yani sahip olduğun şeyleri onurlandırırsan, çoğalır… Ve şükran yasasının mantığı da böyle çalışıyor…
Evrene sipariş göndermek, biraz da internete sipariş vermek gibi bir şeydir. Ne istediğine karar verdin. İstedin. Nasıl olsa geleceğini bildiğin için, sakince zamanını bekliyorsun…. Ve hayırlı zamanda, hayırlıysa gerçek oluyor…
ALINTI